Ondo Dürüm’ün sinekle imtihanı

Bir pazar günü 2 yaşındaki oğlum ve eşimle beraber uzun süredir methettiğim, eşe dosta tavsiye ettiğim Ondo Dürüm’e gidiyorum. Görmeyeli işleri bayâ büyütmüşler. En son açtıkları 2. katın ardından yan tarafa bir de kocaman otopark eklemişler, vale sayısı artmış, çalışanlar çoğalmış, giriş kapısını bile değiştirip yerine döner kapı koymuşlar.

O kadar kalabalık ki içeride yer bulabilmek için isim yazdırıp birkaç dakika beklemek gerekiyor. Kısa bir sürenin ardından içeri giriyor yemeğimizi söylüyoruz. 10 dakika içinde kebaplar geliyor. Hep beraber yemeye başlıyoruz. Buraya kadar herşey olağan şekilde seyrediyor.

Lavaşın tam altında kocaman simsiyah bir kara sinek

Porsiyonu tam yarılamışken iştahla üst üste dizilmiş lavaşlardan bir tane daha alıyorum. Lavaşın tam altında kocaman simsiyah bir kara sinek görüyorum. Ağzımda ne varsa çıkarıyor, hemen garsonu çağırıyorum. Sineği gösteriyorum. Hiçbirşey söylemeden hemen üst katın sorumlusunu çağırıyor. Ona da sineği gösteriyorum. O da herhangi bir mahçubiyet ifadesi göstermeden tabağı alıyor ve başka birşey attırayım mı diyor. Ben de toplayın masada ne varsa diyorum sinirle. Bunun üzerine adam tabağı alıp gidiyor, garsonlar masayı topluyor. Uzaktan izliyorum tabağı ne yaptı diye. Gidiyor, servis tezgahının orada birine veriyor ve hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Mizansen olsun diye bir iki serzeniş, araştırma, hiçbirşey yok. Bu arada tabağın akibeti de meçhul. Belki de sineğinden arındırılan lavaşlar başka tabaklarda hayatına devam ediyor. Aradan 5 dakika geçiyor, malum çocuk olduğu için geç toplanıyoruz. Tam masadan kalkacakken gelip lavaşı başka yerden aldıklarını, daha önce 3 tane lavaşçı değiştirdiklerini anlatıyor. Bunun kabul edilemez olduğunu söylüyorum, haklısınız diyor zorunlu olarak ve tekrar dönüp gidiyor.

Macera burada bitmiyor; adisyonu alıp aşağı iniyorum, kasaya yanaşıyorum. Fişi veriyorum bunun yarısını kes, tabağımdan sinek çıktı tüm tabakları toplattım diyorum. Karşımdaki adamın cevabıyla daha da şaşırıyorum. Hangi tabaktan çıktı diyor, yalnızca onun yarısını kesebilirim. Yani içinden şunu diyor bana kendince; “seni hınzır, tabağından sinek çıktı diye bütün hesabı bize geçireceksin di mi?” Güleyim mi ağlayayım mı bilemiyor, ne kesersen kes diyorum. Sonunda bir daha gelmemek üzere bu restoranttan çıkıyor ve kendisini tarihin karanlık sayfalarına gömüyorum.

Büyüdükçe küçülmesini bilememişsin!

Bu olay sonrası takıldığım konu aslında tabaktan çıkan sinek değil, restoranın sinek çıkan müşteriye karşı tavrı. 3 kuruşluk hesabın peşinde değilim ama bu yüzden yiyemediğim bir yemek için hesap alınması çok çirkin. Garsonun, yöneticinin, kasadaki görevlinin hepsinin tavrı birbirinden beter. Yaşadığım başka olumsuz deneyimler de var ama onlar bu yazının konusu değil. Sonuç olarak büyümüşsün Ondo, dükkanı büyütmüşsün, müşteri sayını arttırmışsın, çok lezzetlisin belki ama kusura bakma olmamışsın. Büyüdükçe küçülmesini bilememişsin! Yazıklar olsun…

3 Comments

  • […] Ondo Dürüm’ün sinekle imtihanı […]

  • Cevapla Ocak 27, 2016

    Yalçın

    Aslinda hersey cok guzel ama servis berbat be patron o kadar para verip yaptirmissin su garsonlara biraz daha fazla maas versende onlarda isini yapsalarya 3kuruş vermezsenn sinekte gelir çürümüş salata da

  • Cevapla Mayıs 28, 2016

    Murat

    Yazık gerçekten de, bu tip yerleri paylaşmanız çok güzel.
    Emeğinize sağlık…

Sende Yaz